Analog mikserde her ayar fiziksel bir konumdur. Bir sonraki grup geldiğinde o konumlar bozulur ve bulunması saatler alan bir denge kaybolur. Dijital mikserin en büyük katkısı buradadır: ayar kaydedilir. Yamaha O2R ya da Presonus StudioLive gibi bir masada her grubun kendi sahnesi bir dosyada durur.
Grup odaya girer, kendi sahnesini çağırır ve kurulum saniyeler içinde tamamlanır.
İkinci katkı kanal başına işlemdir. Her kanalda ayrı EQ, kapı ve kompresör bulunur; harici raf gerekmez.
Üçüncü katkı yönlendirmedir. Aynı kanal aynı anda salona, iki ayrı monitör hattına ve kayda gönderilebilir.
Bu, provanın kaydedilmesini ayrı bir kuruluma gerek kalmadan mümkün kılar.
Dijital masanın bir maliyeti de vardır. Menü yapısını bilmeyen bir kullanıcı, analog masada saniyede yapacağı işi arayarak yapar.
Bu nedenle prova odasında dijital masa kullanılıyorsa temel işlemler için kısa bir yazılı yönerge bulundurulur.
Dördüncü ayrıntı gecikmedir. Dijital işlem küçük bir gecikme üretir; kulaklıkla çalışan bir vokalist bunu fark edebilir.
Bu gecikme çoğu masada birkaç milisaniyedir ve tampon ayarıyla ilgilidir. Bir başka katkı da ölçümdür. Dijital masalarda kanal başına düzey göstergesi bulunur; hangi kanalın sınıra dayandığı tahmin edilmez, görülür.
Yedekleme de bir alışkanlıktır. Sahne dosyaları bir belleğe kopyalandığında, masa sıfırlansa bile ayarlar kaybolmaz.
Stüdyomuzda kayıt ve mix odasında Presonus StudioLive 16.4.2 dijital mikser, grup prova odalarında Yamaha O2R kullanılmaktadır.